Logo

Content on this page requires a newer version of Adobe Flash Player.

Get Adobe Flash player

Amblem
ANA SAYFAYARDIMGİRİŞ YAPKAYIT DUYURULAR MEAL DİNLE KUR'AN DİNLE
Hoşgeldiniz, Ziyaretçi.Lütfen giriş yapın veya kayıt olun.
27 Ağustos 2014, 11:16:15 ÖS
Duyurular:
Sayfa: [1]   Aşağı Git Yanıtla    Anket ekle
Peygamber efendimizin cenazesi neden üç gün bekletildi ve neden gece defnedildi?  (Okunma Sayısı 10710 defa)
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 218


 Selam sevgili kardeşlerim.Bu konudaki cevaplarınızı bekliyorum.Selam ve saygılarımla.   


-------------------------
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 313


Selam sevgili kardeşlerim.Bu konudaki cevaplarınızı bekliyorum.Selam ve saygılarımla.   

Ya sular kesilmisti yikama yüzünden bekletildi yada halifeligin secimi bir Peygamberin gömülmesinden daha önemli görüldügü icin vb....Bizim islam sitelerimiz hep birseyler bilirler, ben yine de aratirmalarda bulunur ve iletirim.

Peygamber Efendimiz (asm) pazartesi günü vefat etmiştir. Rebiülevvel ayının on ikisi pazartesi günü, Müslümanlar öğleden sonra akşama kadar işlerini yürütecek bir halifenin seçimi ile meşgul olduklarından, Peygamberimizin (asm) yıkanması, techiz ve defni salı gününe kaldı. O gün, Hz. Ebû Bekir (ra)'e Mescid-i Nebevî'de umumî bîat yapıldıktan sonra bu işlere başlandı. (bk. İbn İshak, 4/306-309; İbn Sa'd, 2/269; Belâzurî, 1/257)

Yıkama işini Hz. Ali (ra) yaptı. Zirâ, Resûl-i Kibriyâ Efendimiz sağlığında ona,

"Vefât ettiğim zaman beni, sen yıka."  (İbn Sa'd, 2/280-281)

diye vasiyyet etmişlerdi.

Evs bin Havlî testi ile su taşıyor, Hz. Abbas ile Üsâme ve Şükrân, Peygamberimizin (asm) üzerine su döküyorlardı. Hz. Ali (ra) de eline sarmış olduğu bez ile gömlek üzerinden oğuşturarak Peygamberimizi (asm) yıkıyordu.

Yıkama işi bittikten sonra Hâtemü'l-Enbiyâ Efendimiz (asm), yine Hz. Ali (ra), Hz. Abbas, Fadl bin Abbas ve Peygamberimizin azadlı kölesi Şükran (Salih) tarafından kefene sarıldı.

Rebiülevvel ayının on üçü, salı günü öğleye doğru Resûl-i Kibriyâ Efendimizin (asm) yıkanma ve kefene sarılma işi tamamlandı.

Hücre-i Saadetinde sedirinin üzerine konuldu. Bundan sonra Hâne-i Saadetlerinin kapısını açtılar. İnsanlar takım takım girerek, imamsız olarak kendi başlarına Peygamberimiz Aleyhissalatü vesselamın üzerine namaz kıldıktan sonra çıkıyorlardı.

Böylece önce erkekler, sonra kadınlar, daha sonra da çocuklar Fahr-i Alem Efendimize karşı bu son vazifelerini (cenaze namazını) huşû ve hüzün içinde ifâ ettiler. Çevre kabilelerden de insanlar gelerek Resulullah (asm)'ın cenaze namazını kıldırlar. (İbn Sa'd, 2/292)

Bu nedenlerden dolayı Peygamberimizin (asm) defni uzun sürmüştür.
Selam ve dua ile...
Sorularla İslamiyet
 


-------------------------

-------------------------
2/285 Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 313


Gencaleviler sitesinden bir yazi, bir hanimkiz hizini alamamis yazarken. Bana kabahat bulmayin.


Hz Muhammedin Cenazesine Katılmayan Halifeler
cevap-osman, ebubekir ve ömer adlı halifelerdir. neden katılmamışlardır? bunun altında birşeyler aramak doğru mudur?



 araplar'da bir gelenek vardır. sevdikleri kişi öldüğü zaman cenazesine gider, namazını kılar ve 1 hafta boyunca işi gücü bırakıp taziyeye gelenlerle meşgul olurlar.

 sevmedikleri kişiler ölünce ise, hayatlarında hiç bir rutin bozulmaz, işlerine güçlerine bakarlar ve o kişinin cenazesine gitmezler.

 resulullah öldüğü zaman da osman ömer ebubekir üçlüsü cenazeyle meşgul olmak yerine diğer kabile reisleri tarafından tartışılan "yeni halife kim olacak" sorununa meyil vermişlerdir.

 şimdi diyeceksin ki, o adamlar hilafetin sağlığı için cenazeye katılmamışlar. ulan ölen adam allahın gönderdiği peygamber, başında sadece hz.ali ile ailesi ve hz.muhammed'in ailesi ve cenazenin. koskoca peygamber bu. cenazesine katılmamak zaten bugün bilinmesi istenen tarih kaynaklarında yazılı durumda değildir.

 "ebubekir, ömer, osman ve diğer birçok ileri gelen sahabe, hz. peygamber'in cenaze törenine ve cenazenin gömülme işlerine katılmamışlardı."



 ekşi sözlükten alıntıdır


-------------------------

-------------------------
2/285 Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 313


Bu da bir felsefe sitesinden, benden bu kadar kardesim. Selam ve dua ile.


MUHAMMED’İN HAZİN CENAZE TÖRENİ
Posted on 30/10/2009 by pante

Cemaat liderlerinin, Tarikat şeyhlerinin şaşaalı cenaze namazları hepimizin dikkatini çekmiştir. İran’ın dini lideri Humeyni’nin cenaze töreni unutulmayacak bir kalabalık ve ilginç görüntüler içeriyordu. Ülkemizdeki tarikat şeyhlerinin, cemaat liderlerinin törenleri de aynı şekilde görkemli.

Peki ya siz hiç müslümanların gözünde kainatın efendisi Muhammed Mustafa’nın cenazesinden bahsedildiğini duydunuz mu?


 Tv’lerde gözyaşlarıyla menkıbeler anlatan, naatlar düzenler peygamberin cenazesinden hiç söz etmezler. Neden acaba?

Yoksa o cenazeyi kainatın efendisine yakıştırmıyorlar mı?
 O döneme göre milyonlar diyemesek de yüzbinlerin katıldığı bir tören olmalıydı değil mi?
 Doğumuna mucizeler üretilen peygamberin ölümü ve cenazesi konu edilmemeye çalışılır?
 Nankörlük mü edilmiştir?
 Öldü-bitti hesabı mı yapılmıştır?
 Devletin başına, İslam’ın başına kimin geçeceği pazarlıkları, mücadelesi peşinde mi olunmuştur?

Peygamberlerinin cenazesine Ömer ve Ebubekir  katılmamıştır

Muhammed hazretlerinin hicretin 11. yılında Rebiülevvel’in 12′sinde pazartesi günü, miladi takvime göre 8 Haziran 632 tarihinde akşam üzeri vefat ettiği rivayet edilir. Günlerce süren hastalığının ne olduğu kesin olarak bilinmez. Kimilerine göre hummadır, kimilerine göre sırtındaki urdur, kimilerine göre yüksek tansiyondur, kimileri ise yıllar öncesi ağzına atıp çıkardığı kuvvetli bir zehire sahip koyun etinin etkisidir. En çok humma üzerinde durulur. Uzun süredir hasta olmasına rağmen bu beklenen bir ölüm değildi müslümanlar arasında. Nitekim ölüm haberini duyan Ömer’in buna inanmayıp kılıcını çekerek “Kim Muhammed öldü derse başını vururum” diye haykırdığı söylenir. Ama haberin doğruluğu ortaya çıkınca sinirler gevşer, sakinleşilir. Bu sakinleşmede Ebubekir’in “Her kim Muhammed’e tapıyorsa, bilsin ki Muhammed ölmüştür. Her kim Allah’a tapınıyorsa bilsin ki Allah ölümsüzdür ve ebedidir. Her nefis ölümün tadını tadacaktır. Muhammed de bir insan olarak ölmüştür. Bunu kabul edelim ve sakin olalım” anlamında yaptığı konuşmanın etkili olduğu rivayet edilir.

Muhammed, Ayşe’nin odasında ölmüştür ve defin hazırlıkları da orada yapılmaya başlar.

“İslamiyetle daha çok bütünleşmiş olanlardan bir bölümü (daha saf görünenler, Ali, Abbas, Evs, Usame gibileri) Peygamberin cenazesi ile meşgulken diğer bir bölümü (Ebu Bekir, Ömer, Sad b. Ubade, Ebu Ubeyde, Abdurrahman b. Avf, ibni Hişam gibileri) ise cesedi bırakıp Saide oğullarının çardağında (Sakiyfe) yeni halifenin kim olacağına ilişkin tartışma ve pazarlık içindeydiler”

Ünlü İslam tarihçisi Taberi böyle aktarıyor.

Evde cenaze hazırlıkları yapılırken, dışarıda bekleşen müslümanlara bir haber gelir. Ensar’ın ileri gelenleri Beni Saide gölgeliği denilen çardakta toplanmışlardır ve diğer müslümanları da oraya çağırmaktadır. Başta Ebubekir, Ömer  ve Osman olmak üzere herkes toplantıya koşar. Sadece Ali, Abbas, evs ve Usame cenazeyi terketmez. Toplantının konusu, Muhammed öldüğüne göre yerine kimin geçeceğidir.

Üstüne toz kondurulmayan, övgülerle göklere çıkarılan Ömer ve Ebubekir’in cenaze töreninin bitmesine dahi sabredemeden taht hesabına girmeleri ne kadar düşündürücü.
 Bunlar şimdi dünya hesabı mıydı yoksa ahiret hesabı mı?
 Peygamber mi önemli halife olmak mı?
 Bundan daha büyük bir vefasızlık olur mu?

Ebubekir’in cennetteki köşkünün hudutları yıllarca yüz melek kanadıyla uçulsa bile bitirilemezmiş..
 Nihat Hatipoğlu anlatıyor ağlayarak tv’de.
 Bu vefasızlığa bu armağan.

Nerden nasıl haber alıyorlar? Köşklerinin ölçüsünü bile biliyorlar…

Konu ile ilgili hadisler ise şöyle:

Resulü Ekrem (sav) Ali ibni Ebu Talib,Hz Abbas ve oğulları Fazl ve Kusem ve Peygamberimizin kölesi şükran tarafından defnedildiler.
 Kenz’ul Ummal c4 s34,60

Usame’ninde bulunduğu rivayet edilmiştir. Ebu Bekir b. Ebu Kuhafe ve Ömer ibni Hattab Peygamber efendimizin defninde bulunmamışlardı.
 Kenz’ul Ummal c3 s140

Aişe derki: ”Biz Hz Resulullah’ın defninden Çarşamba gecesi, kürek seslerini duyarak haberdar olduk.”
 İbni Hişam c4 s342, Tabari c2 s452,485, ibni Kesir c5 s270

Üsd’ül Gabe c1 s34’de diğer bir rivayet olarak kazma ve kürek seslerinin Salı gecesi duyulduğunu zikreder.

Tabaakat’ta , Tarih’ul Hamis ve Zehebi’dede rivayet böyledir.

Fakat kanımızca doğrusu Ahmed b. Hanbel’in Müsned’dindeki gibi Çarşamba gecesi sabaha karşıdır. (c4 s62) Aişe’den gelen diğer bir rivayette “Biz Resulullah’ın nereye defnedildiğinden haberdar değildik. Ancak kürek seslerini duyunca defnedilmekte olduğunu anladık” demektedir.
 Ahmed b.Hanbel Müsned’de c6 s242 ve 274

Ebubekir halife seçildikten sonra biat ve miras çekişmeleri başlar. Çok büyük geliri olan Fedek hurmalığı arazisinden pay isteyen Fatma’nın talebi reddedilir. Daha sonra biat vermemiş olan Ali üzerinde baskı kurulur.     Ebu Bekir halktan biat aldıktan sonra Ali ibni Ebu Talib ve yandaşlarındandan biat almak istemiş fakat Ali ibni Ebu Talib biat etmemiştir. Bu yüzdende Ebu Bekir Ömer’le birlikte bir gurup sahabeyi Ali ibni Ebu Talib’den biat almaları için evine göndermiştir. Bu grubun içinde Ömer, Kunfuz, Halid b.Velid, Ebu Ubeyde b.Cerrah vardır. Oraya vardıklarında Ömer şöyle seslendi:

”Dışarı çıkın! Çıkmadığınız taktirde evinizi yakacağım.”

Sonra da Fatıma-tüz Zehra’nın evinin kapısının önüne odun yığmaya başlamıştır. (Evi ateşe vermeden önce) Fatıma-tüz Zehra Ömer’i ve yanındakileri evden uzaklaştırmak için kapının arkasına geldiğinde , Ömer bir omuz darbesiyle kapıyı açmış ve Fatıma-tüz Zehra’yı kapıyla duvar arasına sıkıştırmış, tam bu esnada 6 aylık yavrusu ve Peygamber’imizin ismini koyduğu Muhsin adlı bebeğini düşürmüş ve kapının arkasındaki çivi gövdesine saplanmıştır. Fatıma-tüz Zehra ise acı dolu bir sesle haykırmış:

”Ey Allah’ın Peygamber’i! Ey babam! Gör ki senden sonra ibni Hattap ile ibni Kuhafe başımıza neler getirdiler” demiştir.

Bu olayı birçok Ehl-i Sünnet alimi uzun kısa farklılıklarla anlatmışlardır. Şerh-i Nehcül Belağa İbni Ebil Hadid c2,Tarihi Yakubi c2 c1 el ikd’ul Ferid c2 Tarihi Taberi c3,Tarihi Ebu’l Fida c1,E’lem’un Nisa c3,Kenz’ul Ummal c3 s129,Tarih-i ibni Esir c23 s124.

Bu olayların Alevi-Sünni bölünmesinin başlangıcı olduğu söylenebilir.

Bu arada unutmadan belirtelim.
 Ebubekir ve Ömer hazretleri peygamberin cenazesine katılmamıştır ama peygamberle aynı mezarı paylaşmışlardır. Aynı yerde yattıkları ileri sürülür.
 “Siz misiniz cenazeme bile katılmayıp makam peşinde koşan!”
 diye hesabını soruyordur herhalde Fahri Alem.


-------------------------

-------------------------
2/285 Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
   
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 218


 sevgili kardeşim merdem.Sana çok teşekkür ederim.Saygılarımla.


-------------------------
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672



BAŞLIK:Peygamber efendimizin cenazesi neden üç gün bekletildi ve neden gece defnedildi?
Selam sevgili kardeşlerim.Bu konudaki cevaplarınızı bekliyorum.Selam ve saygılarımla.   

Zafer kardeşim,

Bu başlıktaki bilginin %100 kesinlikte doğru olduğundan nasıl emin olabiliyorsun?
2- Bu doğru olsa dahi, bunun sebebinin doğru anlatıldığından tam kesinlikte nasıl emin olabiliyorsun?
3- Sebebi de doğru öğrenmiş olsan yada olunsa, yaşamında neler değişecektir.

Yani kısaca bu soruya alacağın cevap çokmu önemlidir de rivayetlere dayalı bir bilgi için başlık açabildin!

Ben, şahsen bu bilginin doğru verileceğinden emin değilim. Kaldıki doğru verilse bilebu bilginin kimseye bir fayda sağlamayacağı gibi aksine spekülasyon yaratacağını düşünüyorum.

Bizler, rivayetleri değil, kuranı anlamaya çalışalım. Kuranı anlamak için ise rivayetler dahil her görüşten faydalanmaya çalışabilirsiniz.

Ama, örneğin Merdem kardeşimizin de çabalarıyla gelen bilgilendirme yazıları birbiri ile çelişmekte ve doğrusu bilinemeyeceğinden fayda yerine tartışma ile zaman kaybına sebep olunmaktadır.

Eğer, bu düşüncemi hatalı buluyorsanız, benim anlayamadığım faydaları lütfen siz izah ediniz.

selamlarımla,
aorskaya


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 127


Sn aorskaya'ya canı gönülden katılıyorum.Kin ve nefrete ihtiyacımız yok.


-------------------------
   

Sr. Member
****

Mesaj Sayısı: 313


Sn aorskaya'ya canı gönülden katılıyorum.Kin ve nefrete ihtiyacımız yok.

Saygideger kardesim,

daha ne kadar kin ve nefrete ihtiyacimiz olacakki? Islam dünyasinda gerek bazi olaylar dolasiyila ( günümüze kadar aciklanmadan hep kapali bir sekilde gecistirilmis olaylar ), gerek mezhepler dolayisiyla yeteri kadar kin ve nefret son haddine gelmis bulunuyor, daha ne kin ve nefret olabilir? Aksini söyleyen olabilirmi icimizde, tüm Müslümanlar birlik ve baris icinde ayni görüsleri kabullenip yasiyorlar diye? 

Her zaman icin anlasamadigimiz olaylar hakkinda bir takim görüsler ortaya atildiginda, derhal karsi taraftan bir kafirlik suclamasi geliyor. Herkes kendini hakli görüyor ve meseleler acikliga kavusturulmadan ört bas edilip agizlar susturuluyor. Dogruyu ögrenmek ne zamandan beri yasak? Hammurabi kanunlari misali kuklalara dödürüldük, gak dedikce bicak guk desikce kilic, ac acabilirsen agzini.

Sayet bu hususta Rabbimizin bir emri var ise bildirin lütfen Ayetlerle, anlasilir bir bicimde, bu ve böyle konular tamamen yasaklanmistir diye.

Tipki Almanya' da bir zamanlar Hitler dolayisiyle ortaligin karismasinda duyulan sucluluk duygulari ile hakkinda aciklamalarda bulunulmadigi gibi. Günümüzde artik gayet normal karsilaniyor ve ince detaylarina kadar hersey acikca anlatiliyor. Isin komigi, soruldugunda Hitler zamaninda meydana gelen olaylarda o zamanda yasamis olanlar güzelce bir kenara cekilip:" bizim olanlardan haberimiz yoktu "diyebiliyorlar, sanki baska bir planette yasamislar da haberleri olmamis. Gercekleri görmemezlikten gelmek bir nevi korkakliktir.

Selam ve dua ile.


-------------------------

-------------------------
2/285 Elçi, Rabbinden kendisine indirilene inandı, inananlar da... Hepsi, ALLAH'a, meleklerine, kitaplarına ve elçilerine inanırlar: 'Elçilerinin hiçbirisi arasında ayırım yapmayız.' Derler ki: 'İşittik ve uyduk. Rabbimiz bizi bağışla; dönüş sanadır.'
   
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 218


 Sevgili kardeşim merdem.harikasın.teşekkürler.


-------------------------
   
Grup: Yönetici
Hero Member
*****

Mesaj Sayısı: 1672


Sn aorskaya'ya canı gönülden katılıyorum.Kin ve nefrete ihtiyacımız yok.

Saygideger kardesim,

daha ne kadar kin ve nefrete ihtiyacimiz olacakki? Islam dünyasinda gerek bazi olaylar dolasiyila ( günümüze kadar aciklanmadan hep kapali bir sekilde gecistirilmis olaylar ), gerek mezhepler dolayisiyla yeteri kadar kin ve nefret son haddine gelmis bulunuyor, daha ne kin ve nefret olabilir? Aksini söyleyen olabilirmi icimizde, tüm Müslümanlar birlik ve baris icinde ayni görüsleri kabullenip yasiyorlar diye? 

Her zaman icin anlasamadigimiz olaylar hakkinda bir takim görüsler ortaya atildiginda, derhal karsi taraftan bir kafirlik suclamasi geliyor. Herkes kendini hakli görüyor ve meseleler acikliga kavusturulmadan ört bas edilip agizlar susturuluyor. Dogruyu ögrenmek ne zamandan beri yasak? Hammurabi kanunlari misali kuklalara dödürüldük, gak dedikce bicak guk desikce kilic, ac acabilirsen agzini.

Sayet bu hususta Rabbimizin bir emri var ise bildirin lütfen Ayetlerle, anlasilir bir bicimde, bu ve böyle konular tamamen yasaklanmistir diye.

Tipki Almanya' da bir zamanlar Hitler dolayisiyle ortaligin karismasinda duyulan sucluluk duygulari ile hakkinda aciklamalarda bulunulmadigi gibi. Günümüzde artik gayet normal karsilaniyor ve ince detaylarina kadar hersey acikca anlatiliyor. Isin komigi, soruldugunda Hitler zamaninda meydana gelen olaylarda o zamanda yasamis olanlar güzelce bir kenara cekilip:" bizim olanlardan haberimiz yoktu "diyebiliyorlar, sanki baska bir planette yasamislar da haberleri olmamis. Gercekleri görmemezlikten gelmek bir nevi korkakliktir.

Selam ve dua ile.

Sevgili kardeşim merdem.harikasın.teşekkürler.

Selamlar,

Sevgili kardeşlerim,
Size yazılanlar üzerine hemen alınganlık yapmak yerine, ikazı iyice düşünüp değerlendirin lütfen...

Peygamberimizin defin olayları, bizce kur'anın bir emri gibi mi mutlaka bilnmesi gereken bilgilermi olmaktadır? Bu sadece bizim, merak yönümüzün göstergesi değilmidir?

Peki, bu bilgiler, kur'an kesinliğinde bilgiler olabilirmi? Cevap, "Hayır" değilmi? Yani ne kadar sağlam olduğu iddia edilirse edilsin insan kaynaklı, tarihi bir bilgi olduğundan hiç bir şekilde kur'an anlatımı gibi %100 kesinlikte bilgi değildir değilmi?

O halde bu bilgiler doğru olsa dahi bize bir şey kazandırmazken, bir de yanlışları içermesi yüzünden çıkabilecek tartışmaları, spekülasyonları, en azından kur'anı anlamak için yapılacak çalışmalar yerine zaman kaybı olduğunu  görebilelim.

Ayrıca, yukarıdaki sorunuza cevaben; bu gibi bilgilerin "dini bilgi" olmayadığını ve "kesin olmayan böyle bilgilerden uzak durmamızı" emreden rabbimizin sözünü de unutmayalım.

İSRA 36

Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.


selamlarımla...
aorskaya

Not: Uzun bir zaman geçmiş ve siz kardeşlerim belki bu cevabı hatırlamış olsanız da yeni okuyan kardeşlerimizin değerlendirmesi için yazma gereği duyulmuştur.


-------------------------

-------------------------
Kim Rahman’ın Zikri’ni (Kur’ân’ı) bulanık görürse başına bir şeytan sararız. O (şeytan)onun arkadaşı olur. Onlar bunları yoldan çevirirler ama bunlar doğru yolda olduklarını hesap ederler.” (Zuhruf 43/36-37)
   
Full Member
***

Mesaj Sayısı: 127


1.Bir kere cenazenin üç gün bekletilmesi diye bir şey yok. Resulullah Pazartesi günü ölmüştür. Salı günü veya Çarşamba sabahı defnedilmiştir. Bir veya en fazla iki gün bekletilmiştir.
2. Resulullah'ın cenaze işleri ile bizzat en yakın akrabaları olan Abbas ve Ali (RA) ilgilenmişlerdir. Cenazeyi hiç bir zaman Ebubekir (RA) ve Ömer(RA)'a teslim etmemişlerdir. Eğer bir gecikme olmuş ise de ki aslında bir gecikme yoktur.  Ali ve Abbas bu gecikmeyi gerçekleştirmiştir.
3. Resulullahın cenaze namazı tek bir seferde bütün ahalinin iştirakı ile kılınmamıştır. Küçük küçük gruplar halinde kılınmıştır. Kadın, erkek çocuk, hemen hemen bütün Medine ahalisi ikişerli üçerli gruplar halinde cenaze namazı kılmışlardır. Bu durum ise haliyle uzun bir süre gerektirir. Dikkat ederseniz günümüzde bile bir devlet başkanı öldüğünde cenazesi bir katafalka konulmakta bir gün iki gün neyse halkın ziyareti sağlanmaktadır. İnsanların Resulullahı son bir kez görmek istemeleri gayet normal karşılanmalıdır.
4.  Rasulullah'ın ölümünden sonra halife seçimi işi planlı bir şekilde olmamıştır. Saide oğullarının çardağındaki toplantıyı Ebu Bekir  ve Ömer tertip etmemiştir.Bu toplantı ensar kabileleri tarafından tertip edilmiştir.  Hazreç kabilesinin önde gelen kişisi Sa'd b Ubade taraftarlarınca halife seçilmek istenmiştir. Böyle bir oldu bittiye izin verilmesinin İslam alemi için çok büyük bir fitneye ve kargaşaya neden olacağı açıktı. Bunun sonucunda bir iç savaş çıkma olasılığı bile oluşabilirdi. Mevcut durum Resulullah'ın cenazesinden daha önemli idi. Günümüzde bir devlet başkanı ölünce yerine yenisi seçilinceye kadar kimin  o göreve vekalet edeceği gibi kurallar belirlenmiştir. Ancak Rasulullah öldüğünde belirlenmiş ve herkesçe kabul edilmiş bir vekil yoktu. Eğer öyle olsaydı Hazreç kabilesi halife seçme gibi bir duruma yeltenmezdi.
5. Ali, Abbas ve Usame belki haberleri olmadığı, belki de olayların bu şekilde cereyan edebileceğini tahmin edemediklerinden Resulullah'ın cenazesini terk edip bu toplantıya katılmamışlardı. Muhtemel Ebubekir, Ömer ve diğerleri de günün sonunda bir halife seçileceğini ve bunun Ebubekir olacağını tahmin etmiyorlardı.
6. Bu toplantıda Ebubekir'e biat edildi. Ancak Ali ve yakınındakiler bu aşamada bu seçimi kabullenmediler ve biat da etmediler. Resulullah'ın cenazesi de Ali ve arkadaşlarının ellerinde olduğundan Ebu Bekir ve Ömer'in cenazenin yanına gelmesini Ali ve arkadaşları istememiş olabilir.  Rasulullah'ın cenazesinin bir iktidar mücadelesinde araç olarak kullanılması durumu söz konusu olabilirdi. Bu durumda da bütün müslümanların katılacağı bir defin merasimi olma ihtimali kalmamıştı. Çünkü Medine ahalisinin büyük bir çoğunluğu Ebu Bekire biat etmişti. Ancak Rasulullah'ın cenazesi azınlık durumuna düşen Ali ve arkadaşlarının elinde idi. Eğer cenazeyi alma girişiminde bulunulsaydılar bu gerçekten bir kerbela vakası gibi günümüzde de anılmaya devam edecek acı bir olay ortaya çıkabilecekti. Bu nedenle de her iki taraf olgun davranmış her hangi bir kargaşa çıkmadan Rasulullah'ın defin işlemi tamamlanmıştır.  
7.Bu nedenle de niçin Ebu Bekir ve Ömer defin sırasında yoktu denilemez. Çünkü Ali böyle bir şeyi istemiyordu. Rasulullah'ın defin işini kendisi yapmak istiyor, bu işe yeni seçilen halife ve yandaşlarının karışmasını istemiyordu. Ebubekir ve Ömer'in Ali'nin bu tercihini kabullenmelerini makul ve doğru bir davranış olarak kabul etmek gerekir. Aksi takdirde hemen daha Resulullahın öümünü takip eden ilk gün belki de kan akacaktı.


-------------------------
« Son Düzenleme: 26 Ocak 2014, 01:40:17 ÖS Gönderen: meteyapici »
   
0 Üye ve 2 Ziyaretçi konuyu incelemekte.
Sayfa: [1]   Yukarı Git Yanıtla    Anket ekle


Gitmek istediğiniz yer:  

Kuran Dersi | Vakıf Sitesi| Fetva Sitesi | Uygurca Site | Arapça Site | Rusca Site | Azerice Site | İngilizce Site | Almanca Site | SV Yayınları | Platform Sitesi 27 Ağustos 2014, 11:16:15 ÖS
MySQL Kullanıyor Powered by SMF 1.1.15 | SMF © 2006-2009, Simple Machines PHP Kullanıyor